Toplumsal Boyutta Üçüncü..

Toplumsal Boyutta Üçüncü Doz COVID-19 Aşılamasının Olası Etkileri

Üçüncü doz aşılama uygulaması hakkında görüş yazısı

JAMA’da yayınlanan bu yazıda toplum bazında üçüncü doz aşı uygulamasında bulunan ülkelere global ölçekli önemli mesajlar veriliyor.

Makalenin tam metnine ulaşmak için tıklayınız.

SARS-CoV-2 varyantlarını..

SARS-CoV-2 varyantlarını izleme

COVID-19’a neden olan sars-cov-2 de dahil olmak üzere tüm virüsler zamanla değişir. Çoğu değişikliğin virüsün özellikleri üzerinde çok az veya hiç etkisi yoktur. Bununla birlikte, virüsün ne kadar kolay yayıldığı, ilişkili hastalık şiddeti veya aşıların, terapötik ilaçların, tanı araçlarının veya diğer halk sağlığı ve sosyal önlemlerin performansı gibi bazı değişiklikler virüsün özelliklerini etkileyebilir.

Devamı..

COVID-19 Vakası Tespit..

COVID-19 Vakası Tespit Edildikten Sonra Gemide Kapalı Kalan 3000 Konuk Singapur Seyahat Gemisini Terk Ediyor

Seyahat gemisinde bir COVID-19 vakasının tespit edilmesinin ardından yaklaşık 3000 yolcu ve mürettebat günün büyük bir bölümünde kamaralarında kapalı kaldı ve konuklar Çarşamba gecesi Genting Cruise Lines’dan ayrılmaya başladılar.

Singapur Turizm Kurulu, şüpheli vakanın tespit edilmesinin ardından, 40 yaşındaki bir yolcunun gemide yapılan testinin pozitif çıktığını ve gemi Çarşamba günü erken saatlerde kıyıya yanaştıktan sonra kişinin hastaneye kaldırılmasıyla sonucun doğrulandığını açıkladı.

Kurul yaptığı açıklamada, “Yolcunun, karada teyit edilmiş bir vakanın yakın temaslısı olduğu saptandı ve sağlık protokollerinin bir parçası olarak derhal izole edildi” dedi.

Yolcular, şüpheli vakayı saat 01.00 sıralarında yapılan duyuruda öğrendiklerini ve o zamandan beri odalarında kalmalarının istendiğini söylediler.

Küresel kruvaziyer endüstrisi, pandeminin başlarında Asya sularındaki yolcu gemilerinde meydana gelen büyük salgınların ardından koronavirus pandemisinden büyük darbe aldı.

Haber İçin Tıklayınız

Silahlar, Virüsler ve Atlar,

Silahlar, Virüsler ve Atlar, Azteklere Karşı Cortes’e Zafer Getirdi

Aztekler sayıca İspanyollar’dan fazlaydılar; ancak bu durum, Aztek başkenti Tenochtitlan’ın kuşatılmasında Hernan Cortes’i durdurmadı.

Meksika işgali serisinin bir parçası olan 18. yüzyıla ait bu yağlı boya, Hernan Cortes’in Aztek İmparatorluğu’nun başkentinin kapısında hazır beklediğini gösteriyor.

1513’te Pasifik’e ulaşmak için Orta Amerika’yı geçen Vasco Nunez de Balboa öncülüğünde gerçekleşen sefer sonrasında Avrupalılar, Yeni Dünya’nın bütün ekonomik potansiyelini görmeye başladılar. Yeni yeni filizlenmeye başlayan dünyanın yeni gücü İspanya’nın sömürgecilik faaliyetleri ilk başta Karayip Adaları’nda yoğunlaştı ve ana karadaki karışık yerli medeniyetlerle çok az temas kuruluyordu.

Bununla birlikte bu toprakların zenginliğinin, İspanyol maceracıları keşiflerin ötesine taşıması ve Yeni Dünya’nın alt yapısını atacak olan sömürgeleştirme aşamasına çekmesi fazla uzun sürmedi. Kıta Amerikası’nın bütün toprakları Aztek İmparatorluğu’nun acımasız fatihi Hernan Cortes tarafından başlatılan bir dönüşümle İspanyol Krallığı’nın eline geçti.

Cortes’in İlk Zamanları

16. yüzyılın başlarında diğer “conquistador”lar (16. yüzyıl Meksika ve Peru istilacılarına verilen ad) gibi Cortes de sömürme amaçlı hareket etmeden önce Yeni Dünya’da yaşayarak önemli ölçüde deneyim kazandı. 1485’te İspanya’nın Medellin şehrinde alt sınıf bir soylu aileye doğdu. Cortes, zekası ve Christopher Columbus’un son deniz seferinden ilham alan dinamik macera ruhuyla erken yaşlardan itibaren dikkat çekiyordu.

1504’te Cortes, sömürge yönetiminde giderek tecrübe kazandığı yer olan ve günümüzde Dominik Cumhuriyeti ile Haiti’nin yer aldığı Hispaniola Adaları’na gitmek için İspanya’dan ayrıldı. 1511’de Küba seferine katıldı ve adanın ilk sömürge yöneticisi olan Diego Velazquez’e sekreter olarak atandı.

Bu süreçte Cortes, kısa ve çalkantılı kariyerinde çok işine yarayacak yeteneklerini geliştirdi. Adanın yerli halkını organize etme konusunda önemli bilgiler ediniyor ve her zaman için mallarını genişletmek ve kazançlı idari görevler kapmak için birbiriyle rekabet eden İspanyollar arasında patlak veren sürekli çekişmelerde hünerli bir arabulucu olduğunu kanıtlıyordu.

1518’de Velazquez, sekreterini Meksika seferini sevk ve idare etmesi için görevlendirdi. Cortes ise Velazquez’in kıymetini anlayacağı gibi, ona sadık bir hizmetli olmaktansa bir lider olma yoluna girdi. Şubat 1519’da 11 gemi ile yaklaşık 100 denizci, 500 asker ve 16 atla birlikte Yucatan Yarımadası kıyılarına varmak üzere yola çıktı. Bunu takip eden aylarda Cortes, valinin emirlerine uymayarak dizginleri ele alacak ve bir keşif görevi olarak planlanan seferi önemli bir askeri fetih hareketine dönüştürecekti.

Cortes 1519’da Meksika’ya ilk geldiğinde İmparator Moctezuma Aztekleri yönetiyordu.

Aztek Nasıl Bir Yer?

Aztekler için 1519 yılı, imparatorluklarının bölgede tartışmasız tek güç olduğu bir yıl olarak başladı. Tenochtitlan, toplam nüfusu 5 ila 6 milyon olan 400 ila 500 küçük devletçiğe hükmediyordu. Bununla birlikte Moctezuma Krallığı’nın serveti, Cortes ve adamları Meksika kıyılarına çıkar çıkmaz olağanüstü bir şekilde düşüşe geçti.
Kıyı bölgesindeki yerli nüfusu hızla kontrol altına alan Cortes’e bir kabile reisi tarafından 20 köle verildi. Onlardan biri genç bir kadındı ve birçok yerel dili konuşabiliyordu ve kısa sürede İspanyolca’yı da öğrendi. Onun dil öğrenmedeki yeteneği, Cortes’in işgal planları için çok önemliydi. Bu nedenle kadın, Cortes’in sevgilisi olmasının yanısıra tercümanı da oldu ve sonra Malinche ya da Dona Marina olarak tanınmaya başladı. Cortes’in bu kadından Martin adında bir oğlu oldu ve Martin ilk mestizo (Avrupa ve Amerika yerlisi soyların karışımı) idi.

Yabancıların geldiği haberleri kısa sürede Tenochtitlan’daki Aztek İmparatoru Mactezuma’ya ulaştı. İmparator, İspanyollar’ı yatıştırmak için Cortes’e elçiler ve hediyeler gönderdi; fakat bu durum onun daha fazla Aztek zenginliği elde etme arzusunu arttırmaktan başka bir işe yaramadı. Ayrıca Cortes bir zamanlar Meksika Körfezi kıyısında kurmuş olduğu Veracruz şehri yakınında bulunan bölgenin, Kral Süleyman’ın altınlarını ele geçirdiği efsanevi yer kadar zengin olduğunu anlattı. Cortes, mürettebatının vali Velazquez’in emirlerine uymama konusunda endişelenmesini engellemek için Küba’dan denize birlikte açıldıkları donanmanın imha edilmesi emrini verdi. Bu da acımasızlığının bir göstergesiydi ve artık geri dönüş yoktu.
Cortes’in yerel siyasi rekabetleri gözlemleme ve manipüle etme yeteneği vardı. İspanyollar, Tenochtitlan yolunda, Aztekler’in boyunduruğundan kurtulmayı uman Cempoala şehrinden Totanac halkının desteğini elde etti. Diğer bir yerli halk Tlaxcaltec’a karşı askeri bir zaferin ardından Cortes, ordusuna daha fazla savaşçı kattı. Farklı yerli halklar arasındaki uyuşmazlıklar hakkındaki bilgisi ve onları çıkarına göre kullanma yeteneği, Cortes’in stratejisinin merkezindeydi.

Turkuaz renk ile birlikte linyitten oluşan mozaik maske, bir insan kafatası ölçüsünde ve bir Aztek’i temsil ediyor.

Aztekler’in de müttefiki vardı; işte Cortes, özellikle onlara karşı saldırgandı. İspanyollar’ı durdurmak için Mactezuma’ya katılan Cholula kutsal şehri, Cortes’in emriyle iki gün boyunca yağmalandı. 5 saatten fazla süren bu çok yorucu mücadeleden sonra şehrin 6000 kadar insanı öldü. Cortes’in güçleri yenilmez görünüyordu ve durdurulamaz ilerlemeleri karşısında Mactezuma Kasım 1519’da İspanyollar’a ve müttefiklerine, savunmasız duran Tenochtitlan’a girmeleri için izin vererek onları oyalamaya çalıştı.

İki Cephedeki Savaş

Vakanüvisler (kronikçiler), Cortes’in şehre girişinde devasa Aztek başkentinin korku içinde olduğunu yazdılar. Şehrin 250.000 kişilik nüfusu, Cortes’in kendi birkaç yüz adam ve 1000 Tlaxcoltec müttefikinden oluşan küçük kuvvetine karşı hiçbir direniş göstermedi. İlk başta Mactezuma usulen de olsa Cortes’i karşıladı. İmparatoru esir almanın avantajını gören Cortes, onu zapetti ve şehir üzerindeki gücünü garantiledi.

Kariyeri boyunca uyacağı bir model oluşturan Cortes, kısa süre sonra kontrol altına almaya çalıştığı halklardan gelen tehdit kadar hemşehrilerinden gelen tehditle de karşı karşıya kaldı. 1520 yılının başlarında öfkeli Diego Velazquez tarafından Küba’dan onu cezalandırmak için gönderilen donanmanın üstesinden gelmek için Tenochtitlan’dan ayrılmak zorunda kaldı. Cortes, Pedro de Alvarado komutası altında bulunan Tenochtitlan’dan ve 80 askerden oluşan İspanyol garnizonundan ayrıldı.

16. yüzyıldan kalma bu gravürde Aztek savaşçıları, Moctezuma’nın sarayında saklanan Alvarado’nun komutasını kaldırarak İspanyollar’ı kuşatıyor

Aceleci davranan Alvarado, Cortes’in yetenek ve diplomasisinden yoksundu. Cortes’in yokluğunda Alvarado’nun birçok Aztek şefini idam ettirmesi halkı kızdırdı. Velazquez güçlerini yendikten sonra Cortes, 24 Haziran 1520’de yerine bıraktığı vekiline karşı şehri isyan halinde bulacağını bilerek Tenochtitlan’a döndü. Birkaç gün için İspanyollar, ortamı sakinleştirmek için Mactezuma’dan yararlandılar; ancak halkı bu kukla kralı taşladı. Maztezuma birkaç gün sonra öldü. Ardından halefleri ise ondan daha başarılı olmayacaktı.

30 Haziran 1520’de İspanyollar yüzlerce can kaybına uğrayarak ateş altında, şehirden kaçtılar. Bazı İspanyollar ise çevredeki bataklıklarda boğularak öldüler ve taşımaya çalıştıkları dünya kadar hazinenin altında kaldılar. Bu olay “Yas Gecesi” olarak anılacaktı.

Zafer Getiren Teknoloji

Aztekler sayıca üstün olsa da gelişmiş silahları İspanyollar’a sonunda galibiyeti getirdi. Ateşli silah ve çelik kılıç kullanan tek bir İspanyol bile düzinelerce hatta yüzlerce düşmanını imha edebilirdi. Avrupa ordularının korkunç saldırısına tanık olan yerli bir kronikçi şöyle yazdı: “Aniden halkın üzerine mızrakla saldırıp onları paramparça ettiler. Bazılarının ise sert bir vuruşla kafalarını kestiler… Geriye kalanlar bu mezbahadan boşuna bir çabayla kaçmaya çalıştı; ancak iç organları bedenlerinden ayrılıyor ve ayaklarına dolanıyordu”.

Altınla ve tüylerle süslenmiş bu renkli Aztek kalkanı, efsanevi bir su canlısı olan ahuitzotl’u taşıyor. Ahşap ve deriden yapılmış olduğu için demir ve çeliğe karşı koyamayacaktı.

Çiçek hastalığı salgını, Cortes’in yenilmiş ve morali bozuk ordusunun Aztek güçleri tarafından imha edilmesini önledi. Salgın, Cortes’e yeniden toparlanmak için zaman verirken Aztekler’i zayıflatıyordu. İspanyollar birkaç gün sonra Otumba Savaşı’nı kazanacaktı. Süvari sınıfının başarılı bir şekilde mevzilenmesi, Aztekler’in soylu jaguar ve kartal savaşçılarına karşı Avrupalılar’ı ve müttefiklerini galibiyete taşıdı. Bu sırada Cortes, “Tanrı’dan başka tek güvencemiz atlarımızdır” diye yazdı.

Bu zafer İspanyollar’a müttefikleri Tlaxcaltec ile tekrardan birleşme ve Tenochtitlan’ı yeniden ele geçirme fırsatı verdi. Ayrıca yağmalama, İspanyollar’a hizmetçi ve köle olarak kullanmak için esir alma, takas ve fidye karşılığı adam kaçırma fırsatını vererek kişisel maiyetlerini çoğaltmalarını sağladı. Yaklaşık 3000 kişiye ulaşan işte bu esir grubu, savaşçı İspanyollar’dan sayıca çok fazlaydı.

Aztek İmparatorluğu’nun Düşüşü

Tenochtitlan büyüklüğünde bir şehre saldırmak için, arkebüzler (eski ayaklı bir silah), piyadeler, süvariler ve 1000’in altındaki asker sayısıyla İspanyol birliklerinin sayısı yetersiz görünüyordu. Fakat Cortes üstün silahlarının, yerli müttefiklerin sağladığı 50.000 savaşçıyla birleştiğinde zaten açlık ve susuzluktan kırılmış olan şehri ele geçireceğini biliyordu. Mayıs 1521’de İspanyollar, Chapultepec su kemerinin kontrolünü alarak şehrin su desteğini kestiler.

Buna rağmen Tenochtitlan düşmedi. Temmuz 1521’deki savaşta ise Aztekler güçlendi, hatta Cortes’i bile yakaladılar. Bir bacağından yaralanan İspanyol lider, sonunda kaptanları tarafından kurtarıldı. Conquistador’un bu geçici başarısızlığında, Aztek savaşçıları neredeyse 3 hafta boyunca İspanyollar’ı savunmaya iterek kaybettikleri toprakları tekrar ele geçirdiler ve şehrin tahkimatını tekrar inşa ettiler. Cortes, son bir saldırı için bataklıkların taş yığınlarıyla doldurulması emrini verdi. Şehir nihayet 13 Ağustos 1521’de düştü.

İspanyollar tarafından kullanılan arkebüz, aynı zamanda hackbut olarak da adlandırılıyor ve 198 metreden daha az atış menziline sahip eski bir silahtı.

Bir tanığın yazdığına göre, taş taş üstünde kalmamıştı. Tarafların can kayıplarında hem gerçek rakamlar hem de orantısızlık açısından insan hayatının kaybı sarsıcıydı. Çünkü kuşatma sırasında 100.000 Aztek’in yitirilmesine karşılık 100 İspanyol hayatını kaybetti.

Tenochtitlan’ın zaptedilmesi ve ardından Aztek İmparatorluğu üzerinde İspanyol egemenliğinin yerleştirilmesi sonucu bu topraklar, İspanyol İmparatorluğu’na dönüşen ilk büyük sömürgeydi. Bu devasa bölge, Kuzey ve Güney Amerika boyunca uzanan topraklarla birlikte 18. yüzyılda en geniş sınırlarına ulaşacaktı.

Cortes’in zaferi kısa sürecekti. Sadece birkaç yıl içinde, Yeni Dünya’daki birçok toprağını kaybetti. Bir “marquez” haline getirilmesine rağmen, yıllar sonra görkemli bir sonu olmadı. Bir hukuk davasına karıştı ve çıktığı bir dizi deniz seferi sonucu sağlığı bozuldu ve İspanya’nın Sevilla şehrinde 1547 yılında 62 yaşındayken öldü. Kıta Amerikası’nda İspanya adına yaptığı onlarca yıllık fetih hareketi, bencilliğini gölgede bırakacak; acımasızlığı ve kurnazlığıyla Amerika’yı dönüştüren bu adamın ardından onuruna birkaç çan çalınacaktı.

National Geographic. 18 Aralık 2018.

Silahlar, Virüsler ve Atlar, Azteklere Karşı Cortes’e Zafer Getirdi | Arkeofili

Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti
www.tmc-online.org

4.500 Yıllık İskelette..

4.500 Yıllık İskelette Hepatit B Virüsü Bulundu

300’den fazla antik insan genomuna yapılan analizler, insanlarda Hepatit B virüsünün en az 4.500 yıldır olduğunu ve modern viral genomlardan çok daha eski kökenleri olduğunu gösterdi.

Araştırmacılar, Moğolistan’da Ömnögovi’de 2000 yıllık bu toplu mezarda hepatit B virüsü taşıyan bir kişi buldular. C: Alexey A. Kovalev
Karaciğeri tahrip eden hepatit B virüsü (HBV) her yıl yaklaşık bir milyon insanı öldürüyor. Şimdi ise yeni genetik çalışmalar, en azından uygarlığın şafağından beri bu patojenin bizimle birlikte olduğunu gösteriyor.
Şimdiye kadar, Hepatit B virüsü için en eski kanıt, 16. yüzyıla ait bir İtalyan mumyasında keşfedilmişti. Yeni araştırmalarda, genetikçi Eske Willerslev’in liderliğindeki bir ekip, çoğunluğu Bronz çağı olmak üzere Demir çağına (yaklaşık olarak MÖ 3500’den MÖ 500’e kadar) tarihlenen Avrasya’daki arkeolojik alanlarda bulunan 304 kişinin genomlarını diziledi. Ekip, 12 bireyde HBV’nin genetik kalıntısını hızlı bir şekilde tespit etti. Bu bireylerden en eski örnek, yaklaşık 4500 yaşındaydı ve Almanya’nın Osterhofen kentinde eski bir mezarda bulundu.
Ekip daha sonra bu eski virüslerin DNA dizilerini modern HBV versiyonlarıyla karşılaştırdı ve zaman içinde popülasyonlardaki yaygınlığı göz önüne alındığında bu varyasyonların ne kadar sürede ortaya çıktığını tahmin etmek için ileri matematiksel modelleme teknikleri kullandı. Veriler, virüsün büyük olasılıkla MÖ 13.600 ila MÖ 9.600 yılları arasında ortaya çıktığını gösterdi.
Max Planck İnsan Tarihi Bilim Enstitüsü’nden Genetikçi Johannes Krause’un önderliğinde yürütülen bir başka araştırmada, Almanya’da bulunan ve MÖ 5.000 ila MÖ 3.200 yıllarına tarihlenen üç iskeletin diş özünde HBV’nin izleri bulundu.
Krause, “Her iki çalışmanın sonuçları dikkate alındığında, HBV geçmişte oldukça yaygın gözüküyor.” diyor. Krause, bunun bir sürpriz olması gerekmediğini, fakat gelecekteki araştırmacıların diğer antik hastalıkları araştırması için bir yol gösterdiğini söylüyor.
Şempanzelerin ve gorillerin insanlara son derece benzer HBV türlerine sahip olmasından yola çıkan popüler bir hipotez, virüsün Afrika’da ortaya çıkmış olabileceğini, daha sonra avlanma veya etlerini keserken kanla temas yoluyla insanlara sıçradığını ileri sürüyor. Ardından, virüs, Avrasya’ya 120.000 ila 80.000 yıl önce süzülen insanlarla birlikte farklı türlere çoğalmış olabilir.
Willerslev’in ekibinin bulguları ise ilgi çekici bir alternatif olasılığı ortaya koyuyor: Her ne kadar bu tür bir aktarım mekanizması karışık gibi gözükse de, Avrasya ve hatta Kuzey Amerika’da yaşayan insanlarda HBV daha yakın zamanda ortaya çıkmış olabilir, daha sonra Afrika’da hem insanlara hem de insan olmayan primatlara aktarılmış olabilir.
Bu zaman çizelgesi, daha büyük nüfus ve ticaret yolları hastalığın yayılmasına ve yeni türlere dönüşmesine yardımcı olacak insan uygarlığının başlangıcıyla da denk geliyor
Bununla birlikte Krause, virüsün ne zaman ortaya çıktığına dair tahminler konusunda kuşkulu. “HBV, taşıyıcısındaki genetik materyali yeniden birleştirir, bu nedenle genetik mutasyon oranlarına dayanan tipik moleküler tarihleme teknikleri işe yaramaz.”
Araştırmaya dahil olmayan evrimsel genetikçi Hendrik Poinar, bu sınırlamaların, güncel verilere dayanan virüsün kronolojik kökenleri hakkında spekülasyon yapmayı zorlaştırdığını kabul ediyor. “Bu noktada HBV’nin kökenlerinin tarihi hakkında bir şey söylemek riskli olur.”
Ancak, HBV’nin kökenine bakılmaksızın, “Bu araştırmalar, DNA’da binlerce yıldır bulunan patojenlerin örneklerini bulabileceğinizi gerçekten güzel bir şekilde ortaya koyuyor. Bu virüsün insanlarla etkileşimi, binlerce yıldan beri süren bir dinamik.”

Sciencemag. 9 Mayıs 2018.
Makale: Krause-Kyora, B., Susat, J., Key, F. M., Kuehnert, D., Bosse, E., Immel, A., … & Heyne, H. O. (2018). Neolithic and Medieval virus genomes reveal complex evolution of Hepatitis B. bioRxiv, 315531.

KURBAN BAYRAMI ÇALIŞMA PROGRAMI

Kurban bayramı çalışma programı hakkında;
Laboratuvarımız 19 temmuz pazartesi günü 17.00 ye kadar hizmet verecek olup, 20-21-22-23 Temmuz tarihlerinde kapalı olacaktır.
Bu sebeple; kültür numuneleri en son 17 Temmuz C.tesi günü kabul edilecek olup, 19 Temmuz P.tesi (arefe) günü kültür numune kabulü yapılmayacaktır.
Biolab Ailesi olarak iyi bayramlar dileriz.

Koronavirüs 25.000 Yıl..

Koronavirüs 25.000 Yıl Önce Doğu Asya’yı Vurmuş Olabilir

Yeni bir araştırmaya göre, eski bir koronavirüs veya yakından ilişkili bir patojen, günümüz Doğu Asyalılarının ataları arasında yaklaşık 25.000 yıl önce bir salgını tetikledi.
Arizona Üniversitesi’nden evrimsel genetikçi David Enard’ın Amerikan Fiziksel Antropologlar Derneği’nin sanal yıllık toplantısında bildirdiğine göre, 2.000’den fazla kişiden alınan DNA analizi, bu kalıcı salgına yanıt olarak genetik değişikliklerin önümüzdeki 20.000 yıl boyunca biriktiğini gösteriyor.
Bulgu, bugün bazı Doğu Asyalıların koronavirüslere veya yakından ilgili virüslere biyolojik adaptasyonları miras alma olasılığını artırıyor.
Keşif, eski viral salgınlarla bağlantılı genlerin COVID-19 salgını gibi modern hastalık salgınlarına nasıl katkıda bulunabileceğini keşfetmenin yolunu açıyor. Eski viral geçmişleri olan genler, daha iyi antiviral ilaçlar arayan araştırmacılara ipuçları sağlayabilir, ancak bu durum henüz kanıtlanmayı bekliyor.
Enard’ın grubu, aralarında Çin’den Dai, Vietnam’dan Kinh ve Afrika’dan Yorubalılar da dahil olmak üzere beş kıtada 26 etnik nüfustan 2.504 kişiden oluşan halka açık bir DNA veritabanına başvurdu.
Ekip ilk olarak, COVID-19’a neden olan virüs SARS-CoV-2 ile etkileşime giren 332 tanesi dahil olmak üzere koronavirüslerle etkileşime girdiği bilinen 420 proteine odaklandı. Bu etkileşimler, bağışıklık tepkilerini artırmaktan bir virüsün bir hücreyi ele geçirmesini kolaylaştırmaya kadar değişebilir.
Geçmişte koronavirüs benzeri salgınlara maruz kalmanın bir işareti olan 420 proteinin tamamının üretimini önemli ölçüde artırdı, yalnızca Doğu Asyalılarda görüldü. Enard’ın grubu, bu proteinlerden 42’sinin viral tepkilerini yaklaşık 25.000 yıl öncesine kadar izledi.
Geçmişte koronavirüs benzeri salgınlara maruz kalmanın bir işareti olan 420 proteinin tamamının önemli ölçüde artmış olması, yalnızca Doğu Asyalılarda görüldü. Enard’ın grubu, bu proteinlerden 42’sinin viral tepkilerini yaklaşık 25.000 yıl öncesine kadar izledi.
Bu proteinlerin üretimini düzenlediği bilinen genlerin analizi, belirli varyantların yaklaşık 5.000 yıl önce belirli bir frekansta dengelenmeden önce, yaklaşık 25.000 yıl önce daha yaygın hale geldiğini belirledi. Bu model, Doğu Asyalıların virüse adapte olması veya virüsün hastalığa neden olma kabiliyetini kaybetmesi nedeniyle zamanla zayıflayan bir virüse karşı başlangıçta güçlü bir genetik yanıtla tutarlı.
42 gen varyantından 21 tanesi, yalnızca koronavirüslerin değil, çok çeşitli virüslerin etkilerini güçlendirmek veya azaltmak için hareket ediyor. Bu durum, koronavirüsler gibi benzer proteinleri kullanan bilinmeyen bir virüsün eski salgını tetiklemiş olabileceğini öne sürüyor
Yeni çalışmaya dahil olmayan Paris’teki Pasteur Enstitüsü’nden evrimsel genetikçi Lluis Quintana-Murci, “Bu bulgular, Doğu Asyalıların uzun süredir koronavirüs benzeri salgınlara maruz kaldıklarını ve bu virüslerin salgınlarına genetik olarak daha adapte olduklarını gösteriyor.” diyor.
Quintana-Murci, binlerce yıldır koronavirüs salgınlarında yapılan DNA düzenlemelerinin, Doğu Asya ülkelerinde bildirilen COVID-19 enfeksiyonu ve ölüm oranlarının, Avrupa ülkeleri ve ABD’ye kıyasla daha düşük olmasına katkıda bulunabileceğini düşünüyor. Ancak bu noktada, DNA detay düzenlemelerinin ne gibi bir etkiye sahip olabileceği bilinmiyor. Uzaktan yapılamayan işler ve sağlık hizmetlerine erişim eksikliği gibi birçok faktör COVID-19 enfeksiyonlarına neden olur. Ayrıca hızla karantinaya girme ve yaygın maske takma gibi sosyal faktörler, bazı Doğu Asya ülkelerinde enfeksiyonları azaltmış olabilir.
Tanımlanmış 42 gen varyantının COVID-19 veya diğer koronavirüs enfeksiyonlarına nasıl katkıda bulunabileceğini keşfetmek için modern Doğu Asyalılarda büyük ölçekli genetik çalışmalar ve son 25.000 yıla yayılan eski insan DNA’sının araştırılması gerekiyor. Enard, bu varyantların ayrıca COVID-19 tedavilerini geliştirmek için fırsatlar sunabileceğini söylüyor. Şimdiye kadar, bu genlerden yalnızca dördü, COVID-19 tedavileri çalışmalarında kullanılan veya araştırılan 11 ilacın hedefi.
Enard’ın bulguları, bir dizi kalıtsal Neandertal gen varyantının bazı Güney Asyalılarda ve Avrupalılarda şiddetli COVID-19 geliştirme riskini artırırken, diğerlerinin bir düzeyde koruma sağlayabileceğine dair ilgili kanıtları takip ediyor.

Science News. 14 Nisan 2021.
Y. Souilmi et al. An ancient coronavirus-like epidemic 25,000 years ago in ancestral populations from East Asia. Annual meeting of the American Association of Physical Anthropologists. April 8, 2021.
Y. Souilmi et al. An ancient viral epidemic involving host coronavirus interacting genes more than 20,000 years ago in East Asia. bioRxiv. Posted online January 13, 2021.

COVID-19 sonrası gelişen..

COVID-19 sonrası gelişen humoral bağışık yanıt 1 seneye kadar devam ediyor

Nature’de yayınlanan çalışmanın sonuçlarına göre SARS-CoV2’ye karşı gelişen humoral bağışık yanıtın en az 1 sene devam ettiği gösterilmiş. Ayrıca bu kişiler içinden sonradan mRNA aşısı olanlarda humoral bağışık yanıtın (endişe verici varyantlara karşı olan humoral bağışık yanıt dahil) ciddi anlamda güçlendiği tespit edilmiş.

Makalenin tam metnine ulaşmak için tıklayınız.

COVID-19 hastalarında..

COVID-19 hastalarında aspirin kullanımı: RECOVERY sonuçları

Yatarak tedavi edilen hastalar için standart tedaviye aspirin (150 mg/gün) eklenmesinin; 28 günlük mortalite, invaziv mekanik ventilasyon ve ölüme ilerleme sonlanım noktaları açısından fayda sağlamadığı gösterilmiş. Aspirin alan hastalarda 28 günlük takipte taburcu olan hasta oranının bir miktar yüksek olduğu da belirtilmiş.

Makalenin tam metni için tıklayınız.

Sibirya’da 24 bin yıldır..

Sibirya’da 24 bin yıldır donmuş halde olan çok hücreli bir organizma yeniden hayata döndü

Yapılan yeni bir araştırmaya göre, Sibirya’da 24 bin yıldır donmuş halde olan çok hücreli bir organizmanın hayatta kaldığı anlaşıldı.
Bilim insanları “bdelloid rotifer” olarak bilinen suda yaşayan çok hücreli ufak organizmalardan olan canlıyı Rus Kuzey Kutbu’nda yer alan Alayeza Nehri’nden çıkardı.
Bdelloid rotifer, çözüldükten sonra, kriptobiyoz olarak bilinen canlanma ile binlerce yılın ardından sonra eşeysiz olarak çoğalabildi.
Önceki araştırmalar ise bu hayvanların donduktan sonra 10 yıla kadar hayatta kalabileceğini söylüyordu.
Ancak Pazartesi günü Current Biology’de yayımlanan bu yeni çalışma bdelloid rotiferdeki kriptobiyozun, süresiz olmasa da binlerce yıl sonra da sürebileceğini ortaya çıkardı.
Rusya’nın Fizikokimyasal ve Biyolojik Sorunlar Enstitüsü’nden Stas Malavin, Press Association’a yaptığı açıklamada, “Anafikir, çok hücreli bir organizmanın binlerce yıl boyunca dondurulup saklanabilmesi ve daha sonra hayata geri dönebilmesidir. Ki bu da birçok kurgu yazarının hayalidir” diye konuştu.
Malavin, sonucu daha iyi anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Bilim insanları, araştırmada süreci incelemek için bir laboratuvarda onlarca bdelloid rotiferi dondurup çözdüler.
Karbon 14 metoduna göre bdelloid rotifer örneğinin yaşı 23 bin 960 ile 24 bin 485 yıl arasında tespit edildi.
Bdelloid rotiferler, dünya çapında tatlı su ortamlarında bulunan bir rotifer sınıfı.
Bu hayvanlar, çok zor koşullara karşı dayanıklılıklarıyla biliniyor. New York Times’ın aktardığına göre bdelloid rotiferler düşük oksijene, yüksek asitliliğe ve yıllarca susuz kalmaya dayanabildiği gibi, dünyanın radyoaktif direnci en yüksek hayvanlarından da birisi.
Öte yandan bir nematod solucan (yuvarlak solucan) ile bazı bitki ve yosunların binlerce yıl sonra hayata geri dönebildiğine yönelik de bazı raporlar var.
Makalenin tam metnine ulaşmak için tıklayınız.