Adrenokortikotropik Hormon, Kortikotropin, Kortrosin, Cushing Hastalığı
Hipofiz bezinin ön lobunda üretilen, böbrek üstü bezlerde üretilen kortizol, aldosteron ve androjen hormonlarının üretimini artıran ve uyaran hormondur. Hipo- ve Hiperkortizolizm nedenlerinin tespiti için kullanılır.
Adenovirüslerin neden olduğu gastrointestinal enfeksiyonların hızlı tanısında kullanılan bir immünokromatografik testtir.
AFP (Alfa-Fetoprotein), Alfa Fetoprotein, Tümör Belirteci (AFP), Serum, Alfa-Fetoprotein (AFP), Alfa-Fetoprotein Tümör Belirteci, Fetoprotein (Alfa), Tümör Belirteci (Alfa-Fetoprotein), Serum AFP Tümör Belirteci
Alfa-fetoprotein (AFP), erken fetal dönemde karaciğer tarafından ve çeşitli tümörler tarafından üretilen bir glikoproteindir. Bu tümörler arasında hepatoselüler karsinom, hepatoblastom ve over ile testisin non-seminomatöz germ hücreli tümörleri (örneğin vitellin kese tümörü ve embriyonel karsinom) yer alır. Çalışmaların çoğu hepatoselüler karsinomlu hastaların yaklaşık %70’inde AFP yüksekliği bildirildiğini göstermektedir. Non-seminomatöz testis tümörlerinde ise AFP yüksekliği %50–70 oranında görülmektedir.
AFP gebelik sırasında yükselir. Doğumdan sonra annede AFP’nin devam etmesi nadir görülen kalıtsal bir durumdur. Yenidoğanlarda AFP düzeyleri belirgin derecede yüksektir (>100.000 ng/mL) ve 150 gün içinde hızla <100 ng/mL seviyesine düşer, ardından ilk yıl içinde kademeli olarak normal değerlere iner.
Referans aralığının üzerindeki AFP düzeyleri; benign karaciğer hastalıklarında (ör. viral hepatit, siroz), gastrointestinal sistem tümörlerinde ve karsinoembriyonik antijen ile birlikte ataksi-telangiektazi hastalarında da görülebilir.
AFP’nin biyolojik yarı ömrü yaklaşık 5 gündür.
Referans Aralık : < 7.00 ng/mL
Referans değerler yalnızca gebe olmayan kişiler için geçerlidir; gebelerde fetüsün alfa-fetoprotein üretimi nedeniyle değerler yükselir.
Yenidoğanlar için net bir referans aralığı bulunmamaktadır ancak normal yenidoğanlarda 100.000 ng/mL’nin üzerinde AFP düzeyleri bildirilmiştir ve bu değerler yaşamın ilk 6 ayında hızla düşer. (Literatür referansı: Wu JT, Book L, Sudar K. Serum alpha fetoprotein (AFP) levels in normal infants. Pediatr Res. 1981;15(1):50-52)
Serum belirteçleri maligniteye özgül değildir ve değerler kullanılan yönteme göre değişkenlik gösterebilir.
Test Sonucunun Yorumu:
Alfa-fetoprotein (AFP) düzeyleri çeşitli maligniteler veya benign hastalıklarla ilişkili olarak yükselebilir.
Ameliyattan yaklaşık bir ay sonra AFP değerinin normale dönmemesi, artık (rezidü) tümör varlığını düşündürür.
Remisyon sonrası AFP düzeyinin yükselmesi, tümör nüksünü (rekürrensini) düşündürür; ancak başlangıçta AFP üreten tümörler tekrar ortaya çıktığında her zaman AFP artışı göstermeyebilir.
AFP MoM, Maternal Serum AFP, AFP Tarama Testi, Second Trimester AFP, Nöral Tüp Defekti Taraması (AFP)
AFP MoM testi, gebeliğin ikinci trimesterinde maternal serum alfa-fetoprotein (AFP) düzeyinin gebelik haftasına göre normalize edilerek (MoM – Multiple of Median) değerlendirilmesine dayanır. Test, özellikle nöral tüp defektleri başta olmak üzere bazı fetal anomaliler için tarama amacıyla kullanılır. Benetech yazılımı kullanılarak yapılan MoM hesaplaması, biyokimyasal AFP sonucunun ultrasonografik ve maternal verilerle birlikte değerlendirilmesine dayanır. Bu test tanı koydurucu değildir ve yalnızca tarama amacı taşır.
Test Sonucunun Yorumu
Yüksek AFP MoM Değeri
Aşağıdaki durumlarla ilişkili olabilir:
Düşük AFP MoM Değeri
Aşağıdaki durumlarda görülebilir:
AFP MoM tek başına kesin tanı koydurmaz; sonuçlar klinik değerlendirme ve ultrason bulguları ile birlikte yorumlanmalıdır.
Alb, Serum Albumin
Albumin karaciğer tarafından sentezlenen ve plazma onkotik basıncının korunması ile madde taşınmasında rol oynayan majör serum proteinidir.
Referans Aralık:
0-4 gün 2.8 – 4.4 g/dL
4-14 gün 3.8- 5.4 g/dL
18-60 yıl 3.5-5.0 g/dL
>60 yıl 3.4-4.8 g/dL
Test Sonucunun Yorumu:
Düşük albumin: malnütrisyon, karaciğer yetmezliği, nefrotik sendrom.
Yüksek albumin: genellikle dehidratasyon.
Beyin omurilik sıvısında (BOS) albümin seviyesini ölçer. Beyin bariyer bütünlüğünü değerlendirir; yüksek albümin düzeyi, beyin-bariyer bozukluklarını işaret edebilir.
Vücut boşluklarında (örneğin periton, plevra sıvılarında) bulunan albümin miktarını ölçer. Yüksek seviyeler enfeksiyon veya iltihaplanmayı gösterebilirken, düşük seviyeler sıvı birikimi ile ilişkilidir.
Serum aldosteron, Plazma aldosteron, Mineralokortikoid hormon
Aldosteron, böbrek distal tübüllerinde sodyum geri emilimini ve potasyum atılımını düzenler. Renin-anjiotensin-aldosteron sistemi (RAAS) başlıca düzenleyicisidir.
Klinik kullanım alanları:
Referans Aralık:
YATARAK 30-160 pg/mL
AYAKTA 70-300 pg/mL
Total ALP
Alkalin fosfataz (ALP), karaciğer, kemik, böbrek, ince bağırsak ve plasentada yüksek konsantrasyonda bulunan bir enzimdir.Fosfat esterlerini alkali pH’ta hidrolize eder.
Serum ALP aktivitesi esas olarak karaciğer ve kemik kaynaklıdır.Artışlar karaciğer kolestazı, kemik hastalıkları (Paget, osteomalazi, metastazlar) veya fizyolojik süreçlerde (büyüme, gebelik) görülür.
Klinik Kullanım Alanları
Cilt altı veya organ içlerinde oluşan apselerden alınan pürülan (irinli) sekresyon örneklerinin bakteriyel veya fungal patojenlerin tespiti amacıyla kültüre edilmesiyle yapılan bir testtir. Özellikle Staphylococcus aureus, Streptococcus pyogenes gibi bakteriler ve Candida türleri araştırılır
Pankreas ve tükürük bezlerinden salgılanan amilaz enzimini ölçer. Yüksek amilaz seviyeleri pankreatit gibi pankreas rahatsızlıklarının bir göstergesi olabilir. Tükrük bezi ile ilişkili hastalıkların tanı ve takibinde
Günlük idrarda amilaz miktarını ölçer. Kronik pankreatit ve bazı böbrek hastalıklarının değerlendirilmesinde kullanılır.
Vücut kavitelerinde sıvı birikimi olan hastalarda pankreatik inflamasyon, pankreatik fistül veya özofagus rüptürünün eşlik edip etmediğini değerlendirmek amacıyla kullanılır.
Spot (tek seferlik) idrarda amilaz seviyesini ölçer. Pankreatit gibi hastalıklarda idrar amilaz seviyesi yükselir.
Dışkıda Entamoeba histolytica antijenlerinin varlığını belirleyen bir testtir. Akut amipli enfeksiyonların hızlı tanısı için kullanılır.
Hepatik koma tanısında, yenidoğan metabolik hastalıklarının araştırılması tanı ve takibinde, karaciğer yetmezliği olan hastaların izlenmesinde kullanılır
Antinükleer antikor (ANA) testi, ANA ile ilişkili romatizmal hastalıklar (AARD), sistemik lupus eritematozus, skleroderma, karışık bağ dokusu hastalığı, primer Sjögren sendromu, kronik aktif hepatit, hipergamaglobulinemik purpura, jüvenil romatoid artrit, ilaca bağlı lupus gibi sistemik otoimmun hastalıkların tanısında otoantikorları saptamaya yönelik standart bir tarama testidir.
ANA(Anti Nükleer Antikor),AMA(Anti Mitokondriyal Antikor), ASMA(Anti Smooth Muscle Antikor) antikorlarının hepsinin incelendiği bir çalışmadır.
Otoimmün tiroid hastalıklarının tanısında önemli bir testtir.
Çift sarmallı DNA’ya karşı gelişen antikorları tespit eden bir testtir. Sistemik Lupus Eritematosuz(SLE) tanısı ve tedavısınde kullanılır.
Hepatit B virüsü (HBV) enfeksiyonuna karşı gelişmiş bağışıklık veya geçirilmiş enfeksiyonun belirlenmesi için kullanılan IgG sınıfı antikor testidir. Kronik HBV enfeksiyonlarında da pozitif olabilir.
Akut Hepatit B enfeksiyonunun tanısında kullanılan, IgM sınıfı antikorları belirleyen testtir. Enfeksiyonun erken evresinde pozitifleşir.
HBV enfeksiyonunun iyileşme sürecinde veya inaktif taşıyıcılarda görülen bir antikor testidir. HBeAg’nin negatifleştiği hastalarda bağışıklık göstergesi olarak değerlendirilir.
Hepatit B’ye karşı bağışıklık durumunu değerlendiren ve aşılama sonrası bağışıklığın gelişip gelişmediğini gösteren serolojik belirteçtir.
Hepatit C virüsüne (HCV) karşı gelişen spesifik antikorları tespit eden testtir. HCV enfeksiyonlarının tarama ve teşhisinde kullanılır.
HCV antikorlarını saptamak için enzim immunoassay yöntemi (ELISA) ile yapılan bir testtir. HCV enfeksiyonlarının kesin tanısında ek testlerle doğrulanmalıdır.
HIV enfeksiyonunun serolojik olarak taranması için kullanılan bir ELISA testidir. Pozitif sonuçlar Western Blot Testi veya PCR ile doğrulanmalıdır.
Anti-fosfolipid antikor sendromu (APS), klinik olarak tekrarlayan tromboz ve preeklemsi, tekrarlayan fötal kayıplar, trombositopeni hikayesiyle ve serolojik olarak anti-fosfolipid antikorların varlığı ile karakterize otoimmün sistemik bir hastalıktır.
Anti-fosfolipid antikor sendromu (APS), klinik olarak tekrarlayan tromboz ve preeklemsi, tekrarlayan fötal kayıplar, trombositopeni hikayesiyle ve serolojik olarak anti-fosfolipid antikorların varlığı ile karakterize otoimmün sistemik bir hastalıktır.
AMH, yumurtalık rezervini değerlendirmek için kullanılan bir hormondur. Özellikle kadınlarda yumurtalık kapasitesini değerlendirmede, doğurganlık ve menopoz tahmininde önemli bir göstergedir.
Anti-düz kas antikorları, düz kas hücrelerinde bulunan aktin ve diğer proteinlere karşı bozulma sistemi sonucu ortaya çıkar. Bu antikorlar, otoimmün hastalık sırasında zayıflama sisteminin kendi dokularına zarar vermesi sonucu üretilir.Otoimmun hepatit (OIH), primer sklerozan kolanjit (PSC), sklerozan kolanjit (ASC), biliyer kolanjit (PBC) ayırıcı tanısında önemli bir testtir.
Tiroglobulin proteinine karşı gelişen antikorları ölçer. Bu antikorlar, Hashimoto tiroiditi ve Graves hastalığı gibi otoimmün tiroid hastalıklarında görülür.
Bakteriyel enfeksiyonlarda hangi antibiyotiğin etkili olduğunu belirlemek için yapılan testtir. Kültürde üreyen bakterilerin antibiyotiklere duyarlılığı değerlendirilir.
Apo A, Apo A-1, Apo A-I, Apolipoprotein A-I
Aterosklerotik kardiyovasküler hastalık risk değerlendirmesi ve Tangier Hastalığı tespitinde yardımcı test amaçlarıyla kullanılır.
Apolipoprotein A1 (ApoA1), yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) partikülleriyle ilişkili başlıca proteindir ve ters kolesterol taşınımında merkezi bir rol oynar. HDL kolesterol (HDL-C) ve ApoA1 düzeyleri, koroner arter hastalığı (KAH) riski ile ters orantılıdır.
Bir HDL partikülü başına düşen ApoA1 protein sayısı değişkendir. Bu nedenle ApoA1, HDL partikülleri için 1:1 bir sürrogat belirteç değildir. Benzer şekilde, HDL partiküllerindeki ApoA1 protein sayısı ile bu partiküllerin içerdiği kolesterol miktarı da büyük değişkenlik gösterir. Bu heterojenite, ApoA1’in HDL-C’ye kıyasla kendine özgü klinik bulgularla ilişkilendirilmesine yol açmıştır.
Artmış ApoA1 düzeyleri, HDL-C düzeylerine kıyasla ilk miyokard enfarktüsü riskindeki azalma ile daha güçlü şekilde ilişkilidir. Düşük ApoA1 düzeyleri, HDL-C’den bağımsız olarak, bilgisayarlı tomografi ile değerlendirilen koroner arter kalsiyum (CAC) skoru üzerinden saptanan preklinik aterosklerozun öngörücüsüdür.
Artmış ApoA1 düzeyleri, ancak HDL-C değil, statin tedavisi alan hastalarda – LDL-C <50 mg/dL olsa dahi – azalmış kardiyovasküler olay riski ile ilişkilidir.Statin tedavisi gören hastalar arasında, tedavi sırasında ApoA1 düzeyi artan hastaların riski, ApoA1 düzeyi artmayanlara kıyasla daha düşüktür.
Test Sonucunun Yorumu:
Düşük apolipoprotein A1 (ApoA1) düzeyleri, aterosklerotik kardiyovasküler hastalık riskinin artmasıyla ilişkilidir.
ApoA1 düzeyinin 0.25 g/L’nin altında olması, Tangier hastalığı gibi genetik bir bozukluğun saptanmasına yardımcı olabilir.
Apo B, APO-B, APO B, APO B-100, Apolipoprotein B-100
Temel lipid ölçümleri ile risk faktörleri veya klinik tablo arasında uyumsuzluk bulunan bireylerde izlem (takip) çalışmaları, koroner arter hastalığı açısından belirgin aile öyküsü olan ya da diğer artmış risk faktörlerine sahip bireylerde kardiyak risk faktörlerinin kesin değerlendirilmesi veşüphelenilen abetalipoproteinemi veya hipobetalipoproteineminin doğrulanması amaçlarıyla kullanılır
Apolipoprotein B (ApoB), düşük yoğunluklu lipoproteinin (LDL) temel protein bileşenidir. LDL, değişken miktarda kolesterol içerir; ancak her bir LDL partikülü tam olarak bir adet ApoB proteini içerir. Bu nedenle ApoB, LDL kolesterolüne (LDL-C) kıyasla dolaşımdaki LDL partiküllerinin daha güvenilir bir göstergesidir. ApoB’nin, nükleer manyetik rezonans (NMR) spektroskopisi ile ölçülen LDL partikül sayısı ile eşdeğer performans gösterdiği ortaya konmuştur.
Apolipoprotein B, kardiyovasküler hastalık (KVH) gelişme riskindeki artışla güçlü biçimde ilişkilidir ve çoğu zaman koroner kalp hastalığı riskini öngörmede LDL-C’den daha üstün performans gösterir. Non-yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterolü (non-HDL-C) veya LDL-C düzeyleri kabul edilebilir sınırlarda olup ApoB düzeyi yüksek olan hastalar, KVH gelişimi açısından halen daha yüksek risk altındadır. Buna karşılık, ApoB düzeyi kabul edilebilir derecede düşük olup non-HDL-C veya LDL-C düzeylerinde orta derecede yükseklik bulunan hastalarda KVH riski daha düşüktür.
Son olarak, plasebo kontrollü, randomize 7 farklı klinik çalışmada, statin tedavisi sırasında ApoB’de sağlanan azalmanın, non-HDL-C veya LDL-C’deki azalmaya kıyasla KVH riskindeki azalma ile daha yakından ilişkili olduğu gösterilmiştir.
Test Sonucunun Yorumu:
Yüksek apolipoprotein B (ApoB) düzeyleri, koroner arter hastalığı riskinde artış ile ilişkilidir. ApoB, non-HDL kolesterol (non-HDL-C) ve LDL kolesterol (LDL-C) ile benzer şekilde tedavi hedefi olarak kullanılabilir.
Apolipoprotein B düzeyinin 0.48 g/L’nin altında olması, çok düşük olarak kabul edilir (<%2,5 toplum persentili). Olası nedenler arasında agresif lipid düşürücü tedavi, malnütrisyon, hepatobiliyer hastalıklar veya ilaç etkileşimleri yer alır. Düşük ApoB düzeyleri, hipobetalipoproteinemi (HBL) varlığına işaret edebilir. HBL için genetik test olanağı için laboratuvarımıza danışabilirsiniz.
Bazı pıhtılaşma faktörü eksikliklerinin ve anormalliklerinin taranması (Faktör 8, 9, 11, 12)
Lupus antikoagülanı, antifosfolipid antikorları, spesifik faktör inhibitörleri ve spesifik olmayan inhibitörler gibi pıhtılaşma inhibitörlerinin saptanması ve unfraksiyone heparin (standart heparin) tedavisinin izlenmesi
Arsenik maruziyeti, arsenik zehirlenmesi durumunda kullanılmaktadır.
Kırmızı kan hücrelerinde arsenik birikimini değerlendirir. Kronik arsenik maruziyetinin daha doğru bir göstergesi olarak kullanılır.
Mesleki Arsenik maruziyeti için tarama amacı ile kullanılmaktadır
Tüberküloz ve diğer mikobakteri enfeksiyonlarının tanısında kullanılan Ziehl-Neelsen boyama yöntemi ile yapılan mikroskobik inceleme testidir.
Peritonit gibi enfeksiyonların tanısında peritoneal sıvının kültüre edilerek mikroorganizma üremesinin araştırıldığı bir testtir.
Streptococcus pyogenes enfeksiyonlarına karşı gelişen antikorları tespit eden testtir. Akut romatizmal ateş ve post-streptokokal glomerülonefrit gibi komplikasyonların değerlendirilmesinde kullanılır.
Genellikle uyuşturucu madde kullanımını belirlemek için yapılır.12 parametreye bakılır. Amfetamine,Metamfetamine,kokain,opiyat,tetrahydrocannabinol,barbitürat,benzodiazepinler,MDMA,trisiklikantidepresantlar, phencyclidine,synthetic cannabis ,buprenorphine.
Bakır metabolizmasının değerlendirilmesinde, Wilson ve Menkes hastalığı, Primer biliyer siroz, Primer sklerozan kolanjit tanı ve takibinde kullanılır.
Bakteri türünü belirlemek ve sınıflandırmak amacıyla yapılan bir mikrobiyolojik testtir. Hastalık etkenini kesinleştirmek, enfeksiyonun kaynağını belirlemek ve uygun antibiyotik tedavisini seçmek için önemlidir. Genetik, biyokimyasal veya serolojik yöntemler kullanılabilir.
Alt solunum yolu enfeksiyonlarında balgam örneğinden mikroorganizma üretilerek tanı koymaya yardımcı olur. Özellikle, zatürre ve bronşit gibi hastalıklarda etkenin belirlenmesini sağlar.
Hamilelik hormonu olarak bilinen beta-hCG, hamileliği tespit etmek, gebelik sürecini izlemek ve bazı tümörlerin teşhisinde yardımcı olmak için kullanılır.
Bikarbonat ölçümleri pH tayini ile birlikte solunumsal ve metabolik asit-baz denge bozukluklarının araştırılması, tanı ve tedavi takibinde kullanılır.
Bilirubin, karaciğer fonksiyonlarını değerlendirmek için sıvılarda ölçülen bir bileşiktir. Safra ve karaciğer hastalıkları teşhisinde yardımcı olur.
Biyoaktif testosteron, Hesaplanan bioavailable T, Serbest + Albümine bağlı testosteron
Bioavailable testosteron; serbest testosteron ve albümine gevşek bağlanan testosteronun toplamıdır. Dokular tarafından kullanılabilen testosteronu en iyi yansıtan parametrelerden biridir. SHBG düzeylerini etkileyen yaş, obezite, tiroid fonksiyon bozuklukları ve karaciğer hastalıklarında total testosteron yanıltıcı olabileceği için daha güvenilir değerlendirme sağlar.
Boğazdan alınan sürüntü örneğiyle yapılan bir testtir. Özellikle Streptococcus pyogenes gibi beta-hemolitik streptokokların varlığını belirlemek için kullanılır.
Bakteriyel bir solunum yolu enfeksıyonudur. Damlacık yoluylla bulaşır.Endemik bir enfeksiyondur.
Beyin-omurilik sıvısının kültüre edilerek menenjit ve ensefalit gibi hastalıklara yol açan mikroorganizmaların belirlenmesini sağlar.
Bruselloz tanısında kullanılan bir serolojik testtir. Brucella türlerine karşı gelişen antikorların varlığını değerlendirir.
Bruselloz hastalığının teşhisinde kullanılan bir testtir. Klasik Brucella aglütinasyon testine göre daha hassas olup, bağışıklık sisteminin ürettiği Brucella antikorlarını tespit etmek için Coombs yöntemi uygulanır. Kronik bruselloz vakalarında önemlidir.
Brucella enfeksiyonunun aktif olup olmadığını değerlendirmek için yapılan 2-merkaptoetanol (2ME) testiyle desteklenen bir serolojik testtir.
İnsülin üretimini ve pankreas fonksiyonlarını değerlendirmek için kullanılan bir testtir.
C3 kompleman düzeyini ölçerek, vücudun bağışıklık tepkisini ve kompleman sistemindeki potansiyel bozuklukları değerlendirir. Otoimmün hastalıklar ve böbrek hastalıklarında kullanılabilir.
C4 kompleman seviyesini ölçer ve özellikle Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) gibi otoimmün hastalıkların teşhis ve takibinde yardımcı olur.
CA 125 bir tümör belirtecidir ve özellikle over (yumurtalık) kanserinin takibinde kullanılır. Diğer bazı kanser türlerinde ve bazı iyi huylu durumlarda da yükselebilir.
CA 15-3 tümör belirtecidir ve çoğunlukla meme kanseri takibinde kullanılır. Kanserin ilerleyişini izlemek veya tedaviye yanıtı değerlendirmek için kullanılır.
Gastrointestinal kanser antijen, Karbohidrat antijen 19-9, Ca 19-9, Pankreas Ca, Gastrik Ca, cholangiocarcinoma, pancreatic cancer, colon cancer., kolon kanseri,
CA 19-9 pankreas ve safra kanalı kanserlerinin tanı ve takibinde kullanılan bir tümör belirtecidir. Bazı diğer gastrointestinal kanserlerde de yükselebilir.
CA 72-4, mide ve yumurtalık kanserlerinin tanı ve izlenmesinde kullanılan bir tümör belirtecidir. Yüksek seviyeleri kanser varlığını gösterebilir ancak bazı iyi huylu hastalıklarda da yükselebilir.
Calprotektin bağırsak iltihabını değerlendirmede kullanılan bir biobelirteçtir. İnflamatuar bağırsak hastalıkları (örn.Crohn hastalığı,Ülseratif kolit) ile irritabl bağırsak sendromu (IBS) ayırt etmede yardımcı olur.
Gıda kaynaklı gastroenteritlerin yaygın nedenlerinden biri olan Campylobacter bakterisini tespit etmek için dışkı örneği kullanılarak yapılan testtir.
Wegener granülomatozu, mikroskobik polianjit ve anti-nötrofil sitoplazmik antikorla ilişkili sistemik vaskülitler(AAV) veya Churg-Strauss sendromu tarama ve tanısı için kullanılan testtir.
Candida mantarlarının türlerini belirlemek için yapılan testtir. Özellikle bağışıklığı baskılanmış hastalarda doğru antifungal tedavinin belirlenmesi açısından önemlidir.( Candida albicans , Candida glabrata, Candida tropicalis, Candida krusei)
Epilepsi ve bipolar bozukluk tedavisinde kullanılan bu ilacın seviyeleri önemli yan etkiler açısından izlenir.
CEA kolon, rektum, akciğer, meme ve pankreas gibi bazı kanser türlerinde yükselen bir tümör belirtecidir. Kanser tedavisinin etkinliğini izlemek amacıyla kullanılır.
Deri enfeksiyonlarına neden olabilecek bakteri veya mantarların tespiti için yapılan bir testtir. Özellikle yara enfeksiyonları ve mantar hastalıklarının teşhisinde kullanılır.
CYBE’lar ağırlıklı olarak cinsel aktivite ile bulaşır ve 30’dan fazla farklı bakteri, virüs ve parazit neden olur. CYBE’lerin çoğu hiç semptom göstermediğinden veya sadece hafif semptomlar ürettiğinden, sıklıkla teşhis edilmez ve tedavi edilmez. Bir kısmı da çok benzer ve hatta örtüşen semptomlar gösterir, bu nedenle ko-enfeksiyonlar gözden kaçabilir. Bir CYBE’nin erken tespiti ve tedavisi , hastalığın yayılma şansını azaltır ve belirli koşullar altında hasta için klinik sonucu iyileştirir.
Sabah İlk İdrar Numunesi: Gece boyunca mesanede biriken ve sabah uyanır uyanmaz henüz hiçbir sıvı almadan yapılan ilk idrar.
Ön İdrar Numunesi: Gün içerisinde herhangi bir saatte , mesanede en az 2 saat birikmiş idrarın ilk akımından alınan 10-30 ml’lik idrar örneğidir. İdrarın tamamı yerine özellikle ön idrar tercih edilme nedeni ilk idrar akımı ,üretra iç yüzeyinde bulunan mikroorganizmaların tespiti açısından daha değerli olmasıdır.
Eritrositlerde (kırmızı kan hücrelerinde) bulunan civa miktarını ölçer. Civa maruziyetini veya toksisitesini değerlendirmede kullanılır.
Civa toksisitesini tespit etmek amacıyla kullanılır.
Civa maruziyeti ve zehirlenmesi takibinde kullanılır.
CK, Kreatin Kinaz, Total CK, CPK, Kreatin Fosfokinaz
Kreatine kinaz (CK), iskelet kası, kalp kası ve beyin dokusunda bulunan bir enzimdir. Kas hücre hasarı olduğunda kana salınır.
CK testi;
Test Sonucunun Yorumu:
Yüksek CK düzeyi;
CK artışının derecesi ile hasarın şiddeti arasında tam korelasyon olmayabilir.
CK normalleşme hızı rabdomiyoliz takibinde klinik olarak önemlidir.
MB Fraksiyonu, Kreatin Kinaz Kalp-Beyin İzoenzimi
CK-MB, kreatin kinaz enziminin kardiyak kaynaklı alt fraksiyonudur.
Toplam CK içinde kardiyak kas hasarını daha özgün değerlendirmek için kullanılır.
Günümüzde troponin tanıda birinci basamak belirteç olmasına rağmen, CK-MB özellikle şu durumlarda halen klinik değere sahiptir:
Test Sonucunun Yorumu:
Yüksek CK-MB düzeyleri şu durumlarla ilişkili olabilir:
CK-MB’nin klinik yorumu mutlaka troponin, EKG, klinik bulgular ve süreç içindeki değişim (trendlendirme) ile birlikte yapılmalıdır.
C. difficile bakterisinin ürettiği toksinleri tespit eder. Antibiyotik kullanımı sonrası gelişen ishal ve kolit gibi bağırsak enfeksiyonlarının tanısında kullanılır.
Sitomegalovirüs(CMV), genelde vücutta asemptomatik enfeksiyona neden olur ve özellikle kemik iliğinden türetilen hücrelerde latent olarak kalır. CMV virüsü bağışılığı yeterli bireylerde ateş,halsizlik gibi belirtiler gösterirken, bağışıklığı zayıflamış insanlarda(kemik iliği, organ nakli alıcıları veya AIDS li bireylerde) özellikle her organa etki edeceği için organ yetmezliğine sebebiyet verebilir. CMV IgG testi bu özelliklere sahip bir virüsün daha önce testi yaptıran bireyin CMV enfeksiyonuna maruz kalıp kalmadığını gösterir.
Sitomegalovirüs(CMV), genelde vücutta asemptomatik enfeksiyona neden olur ve özellikle kemik iliğinden türetilen hücrelerde latent olarak kalır. CMV virüsü bağışılığı yeterli bireylerde ateş,halsizlik gibi belirtiler gösterirken, bağışıklığı zayıflamış insanlarda(kemik iliği, organ nakli alıcıları veya AIDS li bireylerde) özellikle her organa etki edeceği için organ yetmezliğine sebebiyet verebilir. CMV IgG testi bu özelliklere sahip bir virüsün daha önce testi yaptıran bireyin CMV enfeksiyonuna maruz kalıp kalmadığını gösterir. Avidite testi özellikle gebelerde enfeksiyonun ne zaman geçirildiği hakkında fikir edinilmesini sağlar.
Sitomegalovirüs(CMV), genelde vücutta asemptomatik enfeksiyona neden olur ve özellikle kemik iliğinden türetilen hücrelerde latent olarak kalır. CMV virüsü bağışılığı yeterli bireylerde ateş,halsizlik gibi belirtiler gösterirken, bağışıklığı zayıflamış insanlarda(kemik iliği, organ nakli alıcıları veya AIDS li bireylerde) özellikle her organa etki edeceği için organ yetmezliğine sebebiyet verebilir.
Otoimmün hemolitik anemi ve yenidoğan hemolitik hastalığının tanısında kullanılan bir testtir. Kan hücrelerine bağlanmış antikorları tespit etmek için yapılır.
Kan serumundaki serbest antikorları belirlemek için kullanılır. Kan nakli öncesi ve gebelikte Rh uyuşmazlığı taramasında yapılır.
Coombs İndirekt Testinin kantitatif olarak yapılmasıdır. Antikor titresi belirlenerek kan transfüzyonları öncesinde uyumluluk değerlendirilir.
Vücutta inflamatuar yanıtı değerlendirmek için kullanılan C-reaktif protein (CRP) testidir. Yüksek seviyeleri enfeksiyon, otoimmün hastalıklar ve diğer inflamatuar süreçleri gösterebilir.
CRP seviyelerini ölçen hassas bir testtir. Kardiyovasküler hastalık riskini değerlendirmede kullanılır.
Plevral, periton veya diğer vücut sıvılarındaki CRP seviyelerini ölçer. Lokal inflamasyon veya enfeksiyonun varlığını belirlemek için yapılır.
Dışkıda Cryptosporidium parazitinin doğrudan mikroskop altında incelenmesiyle yapılır.
Romatoid artrit gibi otoimmün hastalıkların tanısında kullanılan spesifik bir antikor testidir.
Çinko, bağışıklık sistemi sağlığı, yara iyileşmesi ve hücre bölünmesi gibi birçok biyolojik işlevde önemlidir. Eksikliği, yetersiz beslenme veya emilim bozuklukları gibi durumlarla ilişkilendirilebilir.
Mesleki maruziyet ve çinko eksikliğinin tespitinde kullanılır. Kandaki total çinkonun %75-88’i eritrositlerin içinde bulunur. Özellikle orak hücreli anemide eritrosit içi çinko düzeyi düşer.
Serum ya da plazmada ölçülen çinko seviyeleri çinko eksikliğini belirlemek için yeterli olsa da her zaman vücut çinko durumunu tam olarak yansıtmaz. Dolaşımdaki çinko konsantrasyonları, başlıca taşıyıcı protein olan albümin konsantrasyonları ile uyumludur. Bu yüzden hepatik siroz ve malnutrisyon gibi hipoalbuminemi durumlarında plazma çinko konsantrasyonları azalmış olarak ölçülür.
Çinko, bağışıklık sistemi sağlığı, yara iyileşmesi ve hücre bölünmesi gibi birçok biyolojik işlevde önemlidir. Eksikliği, yetersiz beslenme veya emilim bozuklukları gibi durumlarla ilişkilendirilebilir.
İdrarın yoğunluğunu ölçer. Böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesinde kullanılır.
Plevral sıvının yoğunluğunu ölçer. Plevral efüzyonun (akciğer zarındaki sıvı birikimi) nedeninin belirlenmesinde yardımcıdır.
Fibrin yıkım ürünleri, FDP, Fibrin bozunma fragmanları, Fibrinolitik aktivite göstergesi
D-Dimer, fibrin pıhtısının plazmin tarafından yıkılması sonucu oluşan çapraz bağlı fibrin bozunma ürünüdür.Plazma D-Dimer düzeyinin artışı, organizmadaki aktif koagülasyon ve fibrinolitik süreçlerin göstergesidir.Klinik olarak derin ven trombozu (DVT), pulmoner emboli (PE) ve yaygın damar içi pıhtılaşma (DIC) şüphesinde, düşük ön test olasılığı olan hastalarda negatif sonuçla trombozun dışlanmasında kullanılır.
Yüksek D-Dimer seviyeleri spesifik değildir; cerrahi, travma, enfeksiyon, gebelik ve malignite gibi durumlarda da görülebilir.
Son yıllarda yapılan çalışmalar, 50 yaş üzerindeki hastalarda D-Dimer testinin performansını artırmak amacıyla, klinik ön test olasılığı ile birlikte yaşa göre ayarlanmış eşik değerlerin (cut-off) kullanılmasını önermektedir.Sabit bir D-Dimer sınır değeri (örneğin 500 ng/mL FEU) ile karşılaştırıldığında, yaş × 10 ng/mL formülüyle hesaplanan yaşa göre ayarlanmış sınır değerlerin eşdeğer sonuçlar verdiği ve ek yanlış negatif olgulara neden olmadığı gösterilmiştir.
Kan serumundaki demir miktarını ölçer. Demir eksikliği veya aşırı demir yüklenmesinin tanısında kullanılır.
Diğer seks steroidleri ile birlikte hiperandrojenizm tanı ve ayrıcı tanısında kullanılır. Konjenital Adrenal Hiperplazinin tanısında yardımcı olarak ve prematür adrenarş tanı ve ayrıcı tanısında kullanlılır.